Soma’daki Sarıklılar Kimi, Neden Rahatsız Etti?

Soma’ya giden sakallı, sarıklı adamlar herkesin dikkatini çekti.

“Ne işleri vardı orada? Niçin gitmişlerdi?”

Bu soruları soran herkese “Ne o, sakallılardan rahatsız mı oldunuz?” sorusu yöneltildi.

Bu soru aslında bir itham da içeriyor.

Peki sakallı ve sarıklıların Soma’ya gitmesinden gerçekten rahatsız olanlar var mıdır?

Sanırım evet.

Bu tablo 10 yıl önce olsaydı “Bu ülkede hâlâ dinden, dindarlardan, dinî sembollerden rahatsız olanlar var” diyebilirdik.

Bugün için durum farklı.

Zira, AK Parti’nin 2007’ye kadar uyguladığı barışçı politikalar sayesinde durum değişti.

Önyargılar kırıldı. İnsanlar birbirini anlamaya başladı.

Birbirimize artık daha hoşgörülü bakmayı öğrendik.

Bu sayededir ki kamu kurumlarında başörtüsü yasağı bile neredeyse toplumsal bir mutabakatla kalktı.

Peki ne oldu da, İsmail ağa Cemaati’ne mensup sarıklı vatandaşların Soma’ya gitmesi kimilerini rahatsızlık etti?

Dinden ve dindarlığa mı, yoksa dinin iktidar çevrelerince kullanılmasına mı yönelik bir tepkiydi?

Doğrusunu söylemek gerekirse, rahatsız olanların içinde ben de varım.

Niye gittiler oraya? Kurtarma ekibi değiller? Kimsenin yarasına merhem olacak bir önerileri de yok.

Peki ne işleri var?

Ne anlatacaklar o acılı insanlara? Babasını, evladını, kardeşini, kocasını kaybetmiş o kimselere ne verecekler?

Kimi neye ikna etmeye çalışıyorlar?

Arkadaşlar, sarıklıların oraya gitmesine olan itirazı, dine yönelik hoşgörüsüzlük olarak göstermeye çalışıyorsunuz.

Halbuki mesele öyle değil.

İktidarın hataları sonucu oluşan her felaketi ‘kader’ diye açıklıyorsunuz.

Bu tür felaketlerin bize “Allah’tan geldiğini” söyleyerek, kendi suçunuzu Yaradan’a atfediyorsunuz.

Kendinizi ilah yerine koyarak, şehitlik dağıtıyorsunuz.

Din sizin için resmen kalkana dönüşmüş.

Size olan itirazı dine, dini değerlere itiraz, kadere isyan, Allah’a karşı gelmek olarak lanse diyorsunuz.

O sarıklılar, sizin bu yanlışlarınızı, hatalarınızı doğru göstermek için gittiler Soma’ya.

Dini bir afyon olarak götürdüler yanlarında.

Yoksulların başına gelen felaketin gerçek sorumlularını görünmez kılacak bir afyon.

Yaralı insanlara, iktidara itiraz etmemeleri için sabır ve metanet tavsiye etmeye gittiler.

Babasını, kardeşini, oğlunu kaybetmiş halkı; felaketin Allah’tan geldiğine, hükümetin hiçbir kusuru olmadığına ikna çabasındalar.

İkna çabası… Bir zamanlar üniversitelerdeki ikna odalarının ayaküstü versiyonu.

Onlar ikna odası kurmuşlardı, siz de ikna fısıltısıyla, ikna çadırıyla kendinizi üstün gördüğünüzü açığa vuruyorsunuz.

Bütün itiraz ve öfke sizin kalkan yaptığınız din anlayışına ve bu anlayışın sembollerinedir.

Sarıklılar iktidarın değil de garibanların yanında olsaydı, böyle mi olurdu?

Somalılara; “Bu sizin kaderiniz değil. Batı’da maden ocaklarında çalışanları koruyan Allah, size niçin felaket göndersin?

Bu iş bütünüyle iktidarın kusurudur. Onlar işlerini düzgün yapmadıkları için tüm bunlar başınıza geliyor.

Lütfen ‘kader’ diyenlere inanmayın. İslam böyle bir din değil. İslam sorgulama, hak arama, helalleşme, hesaplaşma dinidir.

‘Şehit oldular’ diyerek size cenneti rüşvet olarak verip kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Lütfen bunlara itibar etmeyin.

Bunların anlattığı din gerçek Müslümanlık değil.

Hakkınızı arayın. Size yapılan zulümlere boyun eğmeyin…” deselerdi toplumun o sakallı amcalara bakışı aynı mı olurdu?

Mazlumun yanında yer alması gereken muktedirin yanında yer alıyor.

Öfke de itiraz da nefret de buna.

Yoksa bu ülkede kimsenin artık kılık kıyafetle alıp veremediği yok.

Sizin beceriksizliklerinize, riyanıza yönelen öfkeyi, dinden çıkmak olarak göstermeyin.

O madende çocuklarının rızkı için çalışanlara “Felaketi Allah gönderdi” diyerek Allah’a iftira atmaktan vazgeçin.

İktidarınızı kurtarmak için dini, dindarlığı, kutsal değerleri harcamayın.

Hadis-i şerifi hatırlayın: “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” twitter.com/acikcenk

LEVENT GÜLTEKİN

 

http://www.adilmedya.com/somadaki-sariklilar-kimi-neden-rahatsiz-etti-h41730.haber