eksi sözlükten “isolde” çok pis küfretmiş
bu sefer sansürlemeden paylaşacağım:

gizem katledilmiş, “pikniğe götüreceğim” diyen bir abisi tarafından elleri ve ayakları bağlanıp bıçaklanmış, can çekişirken üzerine benzin dökülüp yakılmış, yanarken çığlıklar atmış.
çünkü daha insan olmayı beceremeyen bir erkek “aşık” olmuş. ve toplum, erkeğe aşık olunca zalim olma, katil olma, tecavüzcü olma haklarını da sırtını sıvazlaya sıvazlaya vermiş.
ben üstüne sönmemiş kireç dökülerek dünyadan kazınması gereken o toplumun içine sıçayım.

haberi okuduğumdan beri hiç yapmadığım şeyleri yapıp zincirleme şekilde yarım paket sigara içtim, gizem’in sakızlı fotoğrafına bakıp bakıp bir toplu taşıma aracında sinirden hüngür hüngür ağladım. atlayıp adana’ya gitmeyi, orada annesi ve babasıyla beraber dövüne dövüne ağlamayı istedim. ben sokağa oynamaya çıkan çocuğun, eve kendisinin yerine tabutunun geldiği ülkenin taaa ortasına sıçayım.

parka oynamaya, babasına yemek götürmeye, bayramda şeker toplamaya giden çocuğun, tecavüz edilmiş ve yakılmış cesedinin bulunmasına sebep olan kültürün, adetlerin, inancın, sevgi ve insanlık anlayışının içine sıçayım.

birine aşık olmayı onun üzerinde hak sahibi olmak addeden, sevgisinin karşılığını almak için kaçırmayı, tecavüz etmeyi, öldürmeyi, güya sevdiği(!) kişinin ruhuna, bedenine, ailesine zarar vermeyi normalleştiren, teşvik eden o primitif düşünce sisteminizin içine sıçayım.

kadını ve çocuğu, kıçından uydurduğu toplumsal hiyerarşide en alta koyan, onlara uygulanan şiddeti normalleştiren, artmasına göz yuman, ayrıldı, boşanmak istedi diye kadın öldürmeyi, kadının çocuğunu/kardeşini katletmeyi bir vahşet değil de, komşunun camını kırmak gibi ufak bir yaramazlık yerine koyan her türlü ortadoğu zihniyetinin tam ama tam ortasına, başlangıcına sıçayım.

“avrupalılar 18 yaşına gelen çocuklarını evden atıyormuş” diye götünden uydurduğu argümanla kendini öven toplumun 6 yaşındaki çocukları parka gidip öldürüldüğünde “biz nerede yanlış yapıyoruz?” demeyecek olan egosuna sıçayım.

sıçmık feodal dizilerle süleyman akdeniz gibi lağım yaratıklarını erkeğin hası olarak gösterip, kadının kendisine tecavüz eden ağaya nasıl umutsuzca aşık olduğunu, erkeğin yeri gelince tecavüz edip yeri gelince seven bir cins olduğunu dayatan, bu ülkenin zaten korkak ve aciz kadınlarına ataerkilliği, sapıklığı iyice normal gösteren herkesin vicdanına sıçayım.

bulunduğu toplumlara tersine evrim geçirtmekten başka bir boka yaramadığı halde o sürekli övünülen sıcakkanlılık ve muhafazakarlık denen iki belanın en ortasına sıçayım. biz sıcakkanlı milletmişiz çünkü, aferin, sıcakkanın yüzünden “hayır” cevabını anlama, kabullenme, kişisel alan diye bir mefhum tanıma, başkalarının hayatını cehenneme çevirmekte sakınca görme. çünkü sen sıcakkanlı ve üstüne bir de erkek olduğundan, aşık olduğun insanın hayatını mahvetmek senin hakkın, ispanyollar da sıcakkanlı mesela, onlar da böyle kavgacı, intikamcı, aşk cinayetçisi, uuu çok süper. soğukkanlı domuzlar ne anlasın tabi birine kardeşini yakarak öldürecek kadar aşık olmanın ne demek olduğunu di mi? beynine sıçtığımın primatı seni.

hemcinsleri katledilirken, başlarına ailelerini tehdit eden sapıklar musallat olurken ve yıl 2014’ken hala “erkek dediğin…”‘le başlayan cümleler kuran tüm bulaşık süngeri tıynetli kadınların kişiliğinin ortasına sıçayım. karı lise ve hatta üniversite görmüş ama hala “erkek dediğin beni sahiplenecek! bana höt demeyi bilecek! yeri geldiğinde kıskanacak tabi! errrrrrkek dediğin var yaa bana kendimi düşünmekten aciz, korunmaya muhtaç, yarımakıllı bir prenses gibi hissettirecek! ahh erkek dediğinnn..”
bak gördün mü, erkek dediğin sevgisine karşılık alamayınca 6 yaşında bir çocuğu kaçırmış, bıçaklamış ve yakmış. ne kadar da erkeksi di mi? tam da senin erkek dediğin gibi, aşağılayıcı, vahşi, zalim, egoist. bu zihniyete direneceğine “oh ben 24 yaşında koca buldum, nal kadar tektaş aldırdım” diye övünmeye devam et. gerizekalı.

gizem’in katilinin ısınma ve yemek problemi olmadan birkaç yıl devlet tarafından paşalar gibi bakılacak olmasına, “aşık olup karşılığını alamadığı” için tahrik indirimi, hapiste namaza başlayacağı için “iyi hal indirimi” alacak olmasına sıçayım, ceza indirile indirile kısacık zaman içinde tekrar dışarıya salınacak olmasına sıçayım. keşke ödediğim vergiler, gizem’in babasının ödediği verginin evladının katilinin boğazından geçecek olan kısmı bir jilet oluverse de o soysuzun dilinden anüsüne kadar parçalasa.

daha ortasına sıçmak istediğim çok şey var, çok kültürel değeriniz, çok örf ve adetiniz, çok hassasiyetiniz, çok tatlı zannettiğiniz hastalıklı toplum yapınız. ama şu an sadece, gizem için bağrımı döve döve ağlamak istiyorum, o kadar çok ağlasam ki gizem’i, ona yapılanları, ona yapılanın artık şaşılacak bir şey olmaktan çıkacak kadar kanıksandığı bu toplumu unutsam. fakat unutamıyorum, işte bu yüzden ileride çocuklarımı türkiye’ye tatile getirmeyi bile düşünmüyorum, kazara ellerini bıraksam yerlerine tabutlarını alacağım böyle bir ülkenin kültürünü filan öğrenmelerine hiç gerek yok. ben haricinde bu topraklarla genetik bir bağları bile olsun istemiyorum, isimlerinde dahi ortadoğunun izi olsun istemiyorum. o kadar iğreniyorum, o kadar yok olsun istiyorum, o kadar lanet ve küfrediyorum, her gün.

aşık olmadan önce insan olun, biraz evrim geçirin de o bok attığınız batı medeniyetinin kıçındaki boktan fazlası olun önce.

gizem yaşasaydı da büyüseydi, bir türk kadınının taciz günlüğünde bir çok anı biriktirmek zorunda kalacağı bu toprağın da kültürün de köküne sıçayım.
gizem’i hiç unutmayacağım.